Anadolu’da Etrüsk İzleri ve Attaleia Calpurniuslar Tapınak Mezarı

Stok Kodu:
9786256446953
Boyut:
13,0 x 21,0
Sayfa Sayısı:
216
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-07
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%34 indirimli
500,00TL
330,00TL
9786256446953
1121256
Anadolu’da Etrüsk İzleri ve Attaleia Calpurniuslar Tapınak Mezarı
Anadolu’da Etrüsk İzleri ve Attaleia Calpurniuslar Tapınak Mezarı
330

 Anadolu, yeryüzünün hiçbir başka toprağında yeşermeyen çok ve zengin, kadim kültürlerin anayurdudur. “Köprü” değildir çünkü gelen yurtlanır, “mozaik” değildir çünkü gelenin yaratıları “tek ve ayrı” olmaz, var olanın içinde alaşımlaşır, “bütün ve aynı” olur. Anadolu’da “bin tanrılı halkın devleti” bir Büyük Hitit bu nedenle istilayla toprağına oturduğu ve her şeyini borçlu olduğu, hem de bir farklı soydan, “Hatti”nin “çocukları” olur yazıtlarında; Balkanlardan gelen Phrygler “yerli” sanılır.  

İşte bu kitap böyle benzersiz bir kültür coğrafyasında nice bilinmezlere ilişkin yazılmayı bekleyen halklara ortak tarihlerin tanığıdır. “Roma kökenlidir” diye düşünülen Antalya’da çok özel bir mezar tipi, onun da köküne inildiğinde Anadolu’nun 1200 yıla varan derinlerinde, yani kendisinde bulmuştur özünü. O özün Leleg sürgününden Etrüskler baş vermiştir. Ve sonuçta, Batı ciddiye almak istemese de Herodot’un yazdığına gelinmiştir: “Etrüskler Lydia’dan göçmüştür İtalya’ya.”

Bu kitap ayrıca gerçek tarihin, sorgulamaya dayalı çağdaş yöntemlerin izinde Kökenbilim/Arkeoloji üzerinden yazılabileceğinin de tanığıdır; öyledir ki özdeksel bulgu ve verilerin ışığında sürülen iz, ilk tarihçinin “duyduklarıyla” aynı noktada buluşmuştur. Mustafa Kemal’in yolunda “daima hakikat arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça ifadeye cüret gösteren; bütün dersleri Avrupa’dan almayan adamlar” olarak, yani onun bilimde de bağımsızlık ülküsüne sadakatle, özgüvenle çok çalışarak bilinmiştir bu. 

İki yazarlı bu yapıtın “Antalya Hıdırlık Kulesi Anıt Mezarı” olarak ortaya çıkış sebebi, onun arkeolojisi ve mimarisine odaklanma önceliğini birlikte getirmiş; oradan çıkarılan beklenmedik Anadolu-Etrüsk ilişkilerinin salt ana hatlarıyla sınırlandırılmasını da zorunlu kılmıştır. Bununla en azından konuyu sorgulayarak geleceğe taşıma yolunda bir meşale yakılsın; kültür ve sanatıyla Roma’yı yaratan fakat anayurduna yabancılaşan bir büyük halk, doğduğu topraklarda bilinsin, köküyle aydınlığa çıkarılsın istenmiştir. 

 Anadolu, yeryüzünün hiçbir başka toprağında yeşermeyen çok ve zengin, kadim kültürlerin anayurdudur. “Köprü” değildir çünkü gelen yurtlanır, “mozaik” değildir çünkü gelenin yaratıları “tek ve ayrı” olmaz, var olanın içinde alaşımlaşır, “bütün ve aynı” olur. Anadolu’da “bin tanrılı halkın devleti” bir Büyük Hitit bu nedenle istilayla toprağına oturduğu ve her şeyini borçlu olduğu, hem de bir farklı soydan, “Hatti”nin “çocukları” olur yazıtlarında; Balkanlardan gelen Phrygler “yerli” sanılır.  

İşte bu kitap böyle benzersiz bir kültür coğrafyasında nice bilinmezlere ilişkin yazılmayı bekleyen halklara ortak tarihlerin tanığıdır. “Roma kökenlidir” diye düşünülen Antalya’da çok özel bir mezar tipi, onun da köküne inildiğinde Anadolu’nun 1200 yıla varan derinlerinde, yani kendisinde bulmuştur özünü. O özün Leleg sürgününden Etrüskler baş vermiştir. Ve sonuçta, Batı ciddiye almak istemese de Herodot’un yazdığına gelinmiştir: “Etrüskler Lydia’dan göçmüştür İtalya’ya.”

Bu kitap ayrıca gerçek tarihin, sorgulamaya dayalı çağdaş yöntemlerin izinde Kökenbilim/Arkeoloji üzerinden yazılabileceğinin de tanığıdır; öyledir ki özdeksel bulgu ve verilerin ışığında sürülen iz, ilk tarihçinin “duyduklarıyla” aynı noktada buluşmuştur. Mustafa Kemal’in yolunda “daima hakikat arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça ifadeye cüret gösteren; bütün dersleri Avrupa’dan almayan adamlar” olarak, yani onun bilimde de bağımsızlık ülküsüne sadakatle, özgüvenle çok çalışarak bilinmiştir bu. 

İki yazarlı bu yapıtın “Antalya Hıdırlık Kulesi Anıt Mezarı” olarak ortaya çıkış sebebi, onun arkeolojisi ve mimarisine odaklanma önceliğini birlikte getirmiş; oradan çıkarılan beklenmedik Anadolu-Etrüsk ilişkilerinin salt ana hatlarıyla sınırlandırılmasını da zorunlu kılmıştır. Bununla en azından konuyu sorgulayarak geleceğe taşıma yolunda bir meşale yakılsın; kültür ve sanatıyla Roma’yı yaratan fakat anayurduna yabancılaşan bir büyük halk, doğduğu topraklarda bilinsin, köküyle aydınlığa çıkarılsın istenmiştir. 

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 330,00    330,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat