ROBOT ARILAR&ANDROID KARINCALAR / Metal Kanatlar ile Çelik Bacakların Savaşı
Dünyanın tükenmesi ve insanlığın sonunun gelmesi ya da kurtarılması aynı sebebe ve aynı çözüme bağlıydı...
1924...
Ankara henüz çok gençti. Taş binalar, tozlu yollar ve her köşede bir milletin yeniden doğuş heyecanı… O sabah Ankara'nın kalbi ayrılıkların ve kavuşmaların merkezinde atıyordu. Ankara Garı'nda sabah ayazı, taş peronların arasına ince bir sis gibi çökmüştü. Zeliha Filizoğlu. Zeliha, henüz yirmili yaşlarının başındaydı. Cumhuriyet'in yurt dışına gönderdiği ilk bilim kadınlarından biriydi. Kalabalığın tam ortasında bir ulusun kaderini omuzlarında taşıyan Mustafa Kemal Atatürk duruyordu.
Tarihi yolculuk öncesi mavi gözleri çakmak çakmaktı. Herkesin gözlerinin içine tek tek bakıyordu. Ne uzun bir konuşma yaptı ne de nutuk attı. Sesi sakindi ama sözleri silinmemek üzere tarih sayfalarına kazınacak kadar da netti. Durdu... Ankara tren garında ki kalabalık, bir çift mavi gözün saçtığı kararlı ışığa ve biraz sonra ağızından dökülecek sözcüklere kilitlenmişti. Ve tarihe kazınacak cümlesini söyledi: “Sizleri birer kıvılcım olarak yolluyorum. Alevler olarak geri dönmelisiniz.”
102 Yıl sonra... 2026...
Boğaz'ın altına, eski kaya katmanlarının içine inşa edilmiş devasa bir araştırma, metalin, camın ve ışığın hüküm sürdüğü bir merkez laboratuvar bulunuyordu. Dışardan bakınca bir laboratuvardan çok yanlışlıkla oraya bırakılmış izlenimi veren uzay üssünü andırıyordu.
Başında da Dr. Elif bulunuyordu. Dr. Elif ve arkadaşları beş müthiş beyin beş çalışkan bilim insanının yıllar süren çalışmaları sonucunda bilim dünyasının ve insanlığın seyrini değiştirecek olan buluşları: “Robot Arılar,
Anroid Karıncalar” Metal duvarlı geniş laboratuvarın ortasında tepeden sarkan devasa cam fanusun içinde belli belirsiz kıpırdıyorlardı...
Tarih, bilim-kurgu, macera ve psikolojinin iç içe geçtiği... Şahane olay örgüsü ve sürpriz finali ile Vacip Örger'in kaleminden...
(Tanıtım Bülteninden)
ROBOT ARILAR&ANDROID KARINCALAR / Metal Kanatlar ile Çelik Bacakların Savaşı
Dünyanın tükenmesi ve insanlığın sonunun gelmesi ya da kurtarılması aynı sebebe ve aynı çözüme bağlıydı...
1924...
Ankara henüz çok gençti. Taş binalar, tozlu yollar ve her köşede bir milletin yeniden doğuş heyecanı… O sabah Ankara'nın kalbi ayrılıkların ve kavuşmaların merkezinde atıyordu. Ankara Garı'nda sabah ayazı, taş peronların arasına ince bir sis gibi çökmüştü. Zeliha Filizoğlu. Zeliha, henüz yirmili yaşlarının başındaydı. Cumhuriyet'in yurt dışına gönderdiği ilk bilim kadınlarından biriydi. Kalabalığın tam ortasında bir ulusun kaderini omuzlarında taşıyan Mustafa Kemal Atatürk duruyordu.
Tarihi yolculuk öncesi mavi gözleri çakmak çakmaktı. Herkesin gözlerinin içine tek tek bakıyordu. Ne uzun bir konuşma yaptı ne de nutuk attı. Sesi sakindi ama sözleri silinmemek üzere tarih sayfalarına kazınacak kadar da netti. Durdu... Ankara tren garında ki kalabalık, bir çift mavi gözün saçtığı kararlı ışığa ve biraz sonra ağızından dökülecek sözcüklere kilitlenmişti. Ve tarihe kazınacak cümlesini söyledi: “Sizleri birer kıvılcım olarak yolluyorum. Alevler olarak geri dönmelisiniz.”
102 Yıl sonra... 2026...
Boğaz'ın altına, eski kaya katmanlarının içine inşa edilmiş devasa bir araştırma, metalin, camın ve ışığın hüküm sürdüğü bir merkez laboratuvar bulunuyordu. Dışardan bakınca bir laboratuvardan çok yanlışlıkla oraya bırakılmış izlenimi veren uzay üssünü andırıyordu.
Başında da Dr. Elif bulunuyordu. Dr. Elif ve arkadaşları beş müthiş beyin beş çalışkan bilim insanının yıllar süren çalışmaları sonucunda bilim dünyasının ve insanlığın seyrini değiştirecek olan buluşları: “Robot Arılar,
Anroid Karıncalar” Metal duvarlı geniş laboratuvarın ortasında tepeden sarkan devasa cam fanusun içinde belli belirsiz kıpırdıyorlardı...
Tarih, bilim-kurgu, macera ve psikolojinin iç içe geçtiği... Şahane olay örgüsü ve sürpriz finali ile Vacip Örger'in kaleminden...
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 130,00 | 130,00 |