Kendi çağının ahlak kurallarına açıkça savaş açan usta yazar Mihail Artsybashev, bu cüretkâr eseriyle edebiyat dünyasında sarsıcı bir devrim yaratıyor. Geleneksel değerlerin ve toplumsal baskıların ikiyüzlülüğünü acımasızca eleştiren roman, bireyin mutlak özgürlük arayışını merkeze alıyor. Her türlü dogmayı reddeden ve sadece kendi arzularının peşinden giden sıra dışı bir ana karakterin felsefesi, okurun vicdanını rahatsız edecek kadar keskin bir dille anlatılıyor. Yaşamı sadece bedensel ve anlık hazlar üzerinden anlamlandıran bu nihilist duruş, etrafındaki diğer insanların düzenini altüst ediyor. Eser, dönemin bunalımlı ve idealist gençliğinin karşısına, hiçbir ideali umursamayan ve sadece doğasına uygun yaşayan bir figür çıkarıyor. Sahte nezaket kurallarının ve bastırılmış duyguların toplumu nasıl yozlaştırdığı, son derece çarpıcı ve gerçekçi sahnelerle gözler önüne seriliyor.
Yazar, yaşam ve ölüm, haz ve ahlak gibi zıt kavramları çatıştırırken okuru kendi inançlarını temelden sorgulamaya zorluyor. İnsan doğasının karanlık ve bencil yönlerini gizlemek yerine yücelten metin, yayımlandığı dönemde yarattığı fırtınanın haklılığını bugün bile koruyor. Bireyin kendi egosunu tatmin etme çabasının başkalarının felaketine yol açıp açmadığı sorusu, sayfalar ilerledikçe ağır bir felsefi yüke dönüşüyor. Doğa tasvirlerindeki şiirsellik ile karakterlerin iç dünyasındaki vahşilik arasındaki tezat, kitabın sanatsal gücünü doruklara taşıyor. Her türlü kısıtlamadan kurtulmanın gerçekten bir özgürlük mü yoksa korkunç bir felaket mi olduğu ikilemi, eşsiz bir edebi ustalıkla işleniyor.
Kendi çağının ahlak kurallarına açıkça savaş açan usta yazar Mihail Artsybashev, bu cüretkâr eseriyle edebiyat dünyasında sarsıcı bir devrim yaratıyor. Geleneksel değerlerin ve toplumsal baskıların ikiyüzlülüğünü acımasızca eleştiren roman, bireyin mutlak özgürlük arayışını merkeze alıyor. Her türlü dogmayı reddeden ve sadece kendi arzularının peşinden giden sıra dışı bir ana karakterin felsefesi, okurun vicdanını rahatsız edecek kadar keskin bir dille anlatılıyor. Yaşamı sadece bedensel ve anlık hazlar üzerinden anlamlandıran bu nihilist duruş, etrafındaki diğer insanların düzenini altüst ediyor. Eser, dönemin bunalımlı ve idealist gençliğinin karşısına, hiçbir ideali umursamayan ve sadece doğasına uygun yaşayan bir figür çıkarıyor. Sahte nezaket kurallarının ve bastırılmış duyguların toplumu nasıl yozlaştırdığı, son derece çarpıcı ve gerçekçi sahnelerle gözler önüne seriliyor.
Yazar, yaşam ve ölüm, haz ve ahlak gibi zıt kavramları çatıştırırken okuru kendi inançlarını temelden sorgulamaya zorluyor. İnsan doğasının karanlık ve bencil yönlerini gizlemek yerine yücelten metin, yayımlandığı dönemde yarattığı fırtınanın haklılığını bugün bile koruyor. Bireyin kendi egosunu tatmin etme çabasının başkalarının felaketine yol açıp açmadığı sorusu, sayfalar ilerledikçe ağır bir felsefi yüke dönüşüyor. Doğa tasvirlerindeki şiirsellik ile karakterlerin iç dünyasındaki vahşilik arasındaki tezat, kitabın sanatsal gücünü doruklara taşıyor. Her türlü kısıtlamadan kurtulmanın gerçekten bir özgürlük mü yoksa korkunç bir felaket mi olduğu ikilemi, eşsiz bir edebi ustalıkla işleniyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 258,00 | 258,00 |